Skip to content Skip to footer
Adana Altınkoza Film Festivali

Özel Gösterimler

BELGESEL ÖZEL GÖSTERİM

2㎡/ 2㎡

2026 /  83’ / Renkli Color / Türkiye  Turkey  Belçika Belgium  Almanya Germany

Yönetmen/Director:  Volkan Üce

Senaryo/Screenplay: Volkan Üce

Müzik / Music : David Baulter

Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Joachim Phillippe, Sabine Panosyan

Kurgu / Editing : Eytan İpeker

Oyuncular /Cast : Tayfun Veli Arslano, Kemal Gökşen

Yapımcı / Producer : Vildan Erşen, Tayfun Pirselimoğlu, Hans Everaert, Harry Flötter, Jörg Siepmann, Mehmet Akif Büyükatalay, Claus Herzog Reichel

Yapım / Production:  Mitra Film,  Menuetto Film, 2 Pilots, Film Faust

Özet/ Summary

2m2’de yönetmen Volkan Üce, Belçika’da Türk bir cenaze levazımatçısıyla Türkiye’deki meslektaşının din ve ticaret arasındaki ilişkileri dengeleme çabalarını izliyor. İki ülke ve iki kültür arasında geçen bir yaşamın ardından her ölüm, temel bir soruyu gündeme getiriyor: İnsan nereye aittir, nereye gömülmek ister, hangi iki metrekareye?

In 2m2, director Volkan Üce follows the balancing act between religion and commerce of a Turkish funeral undertaker in Belgium and his counterpart in Türkiye. Every death raises the fundamental question after a life between two countries and two cultures: where does one belong, where does one want to be buried, in which two square meters?

Yönetmen / Director

Volkan Üce, Belçika’daki Antwerp Üniversitesi’nde Siyaset ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisansını tamamladıktan sonra aynı üniversitede çalışmaya başladı. Doktora eğitimini tamamlamadan önce, kariyerine bir sinemacı olarak devam etme kararı aldı. İlk uzun metrajlı belgeseli *Displaced*, dünya prömiyerini 2017’de DOK Leipzig’de yaptı ve hem uluslararası hem de Belçikalı izleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. *Displaced*, Belçika ve Hollanda’da büyüyen üçüncü kuşak Türklerin yaşadığı kimlik krizini gözler önüne sererken, aynı zamanda, günümüz Türk ve Batı Avrupa toplumlarına dair de pek çok şey anlatmaktadır. Prömiyerini 2021’de CPH:DOX ve Hot Docs festivallerinde yapan ikinci belgeseli *All-In* ise Avrupa Film Akademi Ödülleri’ne seçildi, Antalya Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödülünü kazandı ve dağıtımı CAT&Docs tarafından üstlenildi. Bir sinemacı olarak filmlerinin yalnızca egzotik bir hikâyeden ibaret kalmamasına özen gösteren Üce, filmlerinde yer verdiği kişileri izleyiciye tanıtıp onlara dair empati kurulmasını sağlamanın yanı sıra, incelikli bir yaklaşımla izleyiciyi kendisiyle yüzleştirmeyi de amaçlamaktadır.

After obtaining his master’s degree in Political and Social Sciences at the University of Antwerp, Belgium, Volkan Üce started to work at that same university. He decided to continue as a self-taught filmmaker before completing his PhD. His first full-length documentary, Displaced, had its world premiere at DOK Leipzig 2017 and was received with great enthusiasm by both the international and the Belgian public. Displaced shows the identity crisis of third-generation Turks growing up in Belgium and the Netherlands. At the same time the film tells a lot about current Turkish and Western European society. His second documentary All-In, premiered at CPH:DOX and Hot Docs 2021, was selected for the European Film Awards, won the award Best Documentary at the Antalya Film Festival and is sold by CAT&Docs. As a filmmaker, Volkan makes sure that his films are more than just an exotic story. Besides informing and creating empathy for his protagonists, Volkan also strives, in a subtle way, to confront the audience with themselves.

FOKA

2026 /  40’ / Renkli Color / Türkiye Turkey

Yönetmen/Director:  Deniz Devrez

Senaryo/Screenplay: Deniz Devrez

Müzik / Music : Ezgi Ceylan, Alihan Erdoğan

Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Oğuzhan Demirtaş

Kurgu / Editing : Deniz Mıdık

Yapımcı / Producer : Elif Nur Kayalar

Yapım / Production:  Orange Point Studio

Özet/ Summary

1960’ların Türkiye’sinde yükselen şiddet ve milliyetçilik ortamında, Rum bir doktor, topluluğu yok olurken kimlikten ziyade şefkati tercih ederek, yok olmaya yüz tutmuş bir adada direnişini sürdürür.

Amid state violence and rising nationalism in 1960s Turkey, a Greek doctor stands his ground on a vanishing island, choosing compassion over identity as his community disappears.

Yönetmen / Director

2000 yılında İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü mezunudur. İlk kısa filmi “Onlar İçin Imroz” birçok festivalde finale kaldı ve çeşitli ödüller kazandı. Kısa film yapımcısı olarak çalıştı. “Foka” adlı yeni uzun metrajlı belgeselinin yönetmenliğini üstlendi. Sinema sektöründe çalışmalarına devam ediyor.

He was born on May 21, 2000, in Istanbul. He is a graduate of the Department of Cinema and Television at Anadolu University. His first short film, “It’s Imroz For Them”, became a finalist at many festivals and won several awards. He has worked as a short film producer. He has directed his new feature-length documentary titled “Foka”. He continues to work in the film industry.

HADİ ANLATSANA CANİKOM

2026 /  55’ / Renkli Color / Türkiye Turkey

Yönetmen/Director:  Aslı Atasoy

Müzik / Music : Çiğdem Erken

Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Çağatay Yurt

Kurgu / Editing : Bahadır Koçak

Yapımcı / Producer : Serdar Akkaya

Yapım / Production:  Vigor Sanat

Özet/ Summary

Aslı Atasoy’un son belgeseli; Aziz Nesin’in kült oyunu Hadi Öldürsene Canikom’un Barış Dinçel rejisiyle Günay Karacaoğlu, Zeynep Kankonde, Levent Alkış kadrosuyla tiyatro sahnesine taşınma sürecini anlatıyor.

Aslı Atasoy’s latest documentary chronicles the process of bringing Aziz Nesin’s cult play “Hadi Öldürsene Canikom” to the stage, directed by Barış Dinçel and featuring a cast including Günay Karacaoğlu, Zeynep Kankonde, and Levent Alkış.

Yönetmen / Director

Aslı Atasoy; bağımsız gazeteci ve belgesel film yapımcısı. Düzenli olarak televizyon programları, söyleşi ve analiz dosyaları yayımlıyor. Son dönemde kültürel bellek üzerine kapsamlı çalışmalar hazırladı. Çalışmalarında yakın geçmişi, bir kültürel kazı alanı gibi ele alıyor. Sokaktan beslenen Aslı Atasoy, gazetecilik ile sinema arasında canlı bağlar kuruyor. Belgeseli Kitabın Rüyası, kitap kapağı alanında belki de dünyada en çok üretim yapan tasarımcısının izinden, hayal gücü ile görsel hafıza arasındaki görünmez bağları araştırıyor.

Aslı Atasoy; independent journalist and documentary filmmaker. She regularly publishes news, interviews, and analysis pieces. Recently, she has been working on extensive projects about cultural memory. In her work, she approaches the recent past as if it were a cultural excavation site. Drawing inspiration from life, Aslı Atasoy establishes vibrant connections between journalism and cinema. Her documentary film, The Book’s Dream, follows in the footsteps of perhaps the world’s most prolific designer in the field of book cover design, exploring the invisible connections between imagination and visual memory.

POSTA KUTUSU 213-DİYARBAKIR / MAILBOX 213-DIYARBAKIR  

2026 /  115’ / Renkli Color / Türkiye Turkey

Yönetmen/Director:  Orhan Miroğlu

Senaryo/Screenplay: Orhan Miroğlu

Müzik / Music : Mümin Sesler

Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Cevahir Şahin

Kurgu / Editing : Celal Karakuş

Oyuncular /Cast : Orhan Miroğlu, Naci Taşdöğen

Yapımcı / Producer : Halil Özdemir

Yapım / Production:  Matiate Production

Özet/ Summary

Türkiye yakın tarihinin en karanlık sayfası olan 12 Eylül 1980 askeri darbesi; Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’ni, “insanlığa karşı işlenen suçların, etnik hınç ve öfkenin hakim olduğu bir “laboratuvara” dönüştürdü.Burada görev yapanların dahi dış dünyayla ve aileleriyle tek bağının “Posta Kutusu 213” ismi verilen bir posta kutusu adresi üzerinden kurulduğu bu mekânda, mektuplar sansürlendi, çığlıklar, feryatlar dört duvar arasına hapsoldu.

O günleri bizzat yaşayan yazar ve siyasetçi Orhan Miroğlu, aynı dönemde bu cezaevini yaşamış arkadaşları ve askerlik görevini burada yapmış tanıklarla beraber yıllar sonra o duvarların ve hatıraların arasına geri dönüyor ve Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran Diyarbakır Cezaevi gerçeğini, senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği “Posta Kutusu 213 Diyarbakır” belgeseli ile beyazperdeye taşıyor.

The military coup of September 12, 1980—the darkest page in recent Turkish history—transformed Diyarbakır No. 5 Military Prison into a “laboratory” dominated by crimes against humanity, ethnic resentment, and rage.In this place where even the personnel stationed there had their sole connection to the outside world and their families through a post office box address designated as “Posta Kutusu 213”, letters were censored, and screams and laments were trapped within four walls.

Author and politician Orhan Miroğlu, who personally experienced those days, returns to those walls and memories years later alongside friends who endured the same prison period and witnesses who served their military duty there. He brings the reality of Diyarbakır Prison—which left an indelible mark on Türkiye’s recent history—to the silver screen with the documentary “Mailbox 213 Diyarbakır”, which he scripted and directed.

Yönetmen / Director

1953 yılında Mardin’de doğan Miroğlu, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevi’nde altı yıl hapis yattı ve 1988’de bu cezaevinden tahliye oldu.Miroğlu, 25. ve 26. Dönem, Mardin Milletvekilliği, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeliği, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi görevlerinde bulundu. Diyarbakır cezaevi ve faili meçhulleri anlatan Dıjwar isimli anı-romanı 2004 yılında yayınlandı. Son dönemde görsel hafızaya yönelerek Diyarbakır Anneleri’ni anlatan “Sesler ve Yüzler” (2021) ile Diyarbakır Cezaevi gerçeğini konu alan “Posta Kutusu 213 Diyarbakır ” (2025) belgesellerine imza attı.

Born in Mardin in 1953, Miroğlu graduated from the Department of Literature at Diyarbakır Education Institute. Following the September 12, 1980 military coup, he spent six years in Diyarbakır Prison and was released in 1988. Miroğlu served as a Member of Parliament for Mardin during the 25th and 26th legislative terms, held a position on the Grand National Assembly of Turkey (TBMM) Human Rights Inquiry Committee, and was a member of the Parliamentary Assembly of the Council of Europe. His memoir-novel Dıjwar, which recounts the realities of Diyarbakır Prison and unsolved murders, was published in 2004. In recent years, turning his focus toward visual memory, he directed and produced the documentaries “Voices and Faces” (Sesler ve Yüzler, 2021), depicting the Mothers of Diyarbakır, and Mailbox 213 Diyarbakır ” (Posta Kutusu Diyarbakır 213, 2025), addressing the reality of Diyarbakır Prison.

YANKI ODALARI: İNTERNETİN KAYBOLAN DEMOKRASİSİ/ ECHO CHAMBERS: THE INTERNET’S VANISHING DEMOCRACY

2025 /  59’ / Renkli Color / Türkiye Turkey

Yönetmen/Director:  Barış Kaya, Yunus Emre Baypınar

Senaryo/Screenplay: Yunus Emre Baypınar , Büşra Topal

Müzik / Music : musicvine.com

Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Ercan Işık

Sanat Yönetmeni / Art director : Devrim Öngüç

Kurgu / Editing : Osman Çınar

Oyuncular /Cast : Sinan Canan, Yalın Alpay, Akan Abdula, Serkan Yılmaz, Seyhan Alev, Yusuf Emre Uzun

Yapım / Production:  PRA REKLAM

Özet/ Summary

Yankı Odaları, dijital çağda hakikatin nasıl parçalandığını, algoritmaların görünmez yönlendirmeleriyle toplumun nasıl kendi sesine hapsolduğunu araştıran bir belgeseldir. İnternetin özgürlük vaadinden sosyal medyanın kutuplaştırıcı düzenine uzanan film; uzman görüşleri, çarpıcı örnekler ve görsel anlatımlarla yankı odalarının birey, toplum ve demokrasi üzerindeki etkisini sorgular. İzleyiciyi, sadece başkalarının değil, kendi dijital kör noktalarının da farkına varmaya davet eder.

Echo Chambers is a documentary that explores how truth has become fragmented in the digital age, and how society has become trapped within its own voice through the invisible steering of algorithms. Spanning from the internet’s promise of freedom to the polarising dynamics of social media, the film examines the impact of echo chambers on individuals, society and democracy through expert insights, striking examples and visual storytelling. It invites viewers to become aware not only of others’ digital blind spots, but also of their own.

Yönetmenler / Directors

BARIŞ KAYA
Barış Kaya, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema-TV bölümündeki eğitiminin ardından film prodüksiyonları ve reklam alanında çalışan bir yönetmendir. Soner Caner ile birlikte yönettiği ilk uzun metraj filmi Rauf (2016), 66. Berlin Film Festivali’nin Generation Kplus bölümünde gösterildi. IMDb verilerine göre Kaya’nın çalışmaları bugüne kadar 7 ödül ve 5 adaylık elde etmiştir.

A director working in film production and advertising, he studied Cinema and Television at the Faculty of Communication Sciences at Anadolu University. His debut feature, Rauf (2016), co-directed with Soner Caner, was screened in the Generation Kplus section of the 66th Berlin International Film Festival. According to IMDb, his work has received seven awards and five nominations to date.

YUNUS EMRE BAYPINAR
 
Senarist, reklam yazarı ve yönetmen Yunus Emre Baypınar; 1989, Konya doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat & Tasarım Fakültesi ve Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğrenim görmüştür. Kariyeri boyunca; pek çok reklam filmi projesine imza atan Baypınar, aynı zamanda toplumsal iletişim ve medya üzerine de akademik çalışmalar yürütmektedir. Bunun yanı sıra farklı anlatı biçimlerine ve farkındalık projelerine duyduğu ilgiyle HisAPP uygulamasını geliştirmiş ve Felis Ödülleri’nde başarı elde etmiştir. Baypınar bugün halen; belgesel, kurmaca film ve reklam senaryosu üretimlerine devam etmektedir.

Born in Konya in 1989, he is a screenwriter, copywriter, and director. He studied at the Faculty of Art and Design at Yıldız Technical University and the Faculty of Communication at Selçuk University. Throughout his career, he has worked on numerous advertising film projects while also conducting academic research on social communication and media. His interest in diverse narrative forms and awareness-raising projects led him to develop the HisAPP application, for which he received recognition at the Felis Awards. He continues to write screenplays for documentaries, fiction films, and advertising.

ÇOCUK FİLMLERİ ÖZEL GÖSTERİM

GÜNEY KORE ANİMASYON EVRENİ ÖZEL GÖSTERİM

FREE DOGS (UNDERDOG)

94’ / Renkli / Color / Güney Kore  South Korea

Yönetmen / Director : Sung Yun OH, Chun Baek LEE

Senaryo / Screenplay : Sung Yun OH

Müzik / Music : Ji Soo LEE

Görüntü Yönetmeni / Cinematography : Gipyo KIM

Sanat Yönetmeni / Art Director : Seungbae YU

Kurgu / Editing : Re-edited version

Oyuncular / Cast : Kyung Soo DO, So Dam PARK, Chul Min PARK, Seok KANG, Jun Hyuk LEE, Ji Won YEON, Sook Kyung JEON, Jung Geum PARK

Yapımcı / Producer : Sung Yun OH, Yoon Kyung CHOI

Yapım / Production : Odoltogi

Özet / Summary : 

Sahibi tarafından bir gecede terk edilen sokak köpeği Mungchi, yıkık bir yeniden yapılanma bölgesinde saklanarak yaşayan Jjanga adında bir köpek ve sürüsü ile tanışır. Sahibinin “bekle” yalanına inanmak istese de Mungchi sonunda terk edilmiş olmanın gerçekliğini kabul eder ve yavaş yavaş Jjanga ve sürüsüyle yaşamaya alışır. Bir gün, ormanda yaşayan ve vahşi içgüdülerini kaybetmemiş Bami adlı bir diğer köpek ve sürüsüyle karşılaşır. Jjanga ve sürüsü şehrin rahatlığına alışmışken Bami ve sürüsü vahşiliklerini korumaya çalışır; farklı yaşam tarzlarına sahiptirler. Ancak yıkımdan ve acımasız köpek avcılarından kaçarak tüm köpeklerin mutlu bir şekilde yaşayabileceği “o yere” doğru bir maceraya atılırlar. Kalabalık yolları aşarak, dikenli tellerin üzerinden atlayarak ve peşlerini bırakmayan köpek avcılarından kaçarak yavaş yavaş kuzeye doğru ilerlerler.

Tehlikelerden uzak, güzel tarlalar ve ateş böcekleriyle dolu “o yere” güvenli bir şekilde ulaşabilecekler midir?

Mungchi, a stray dog ​​abandoned by his owner overnight, meets Jjanga and his group living in hiding in a derelict area. Although he wanted to believe his owner’s lie to him “Wait for me,” Mungchi eventually accepts the reality of being abandoned and gradually gets used to life with Jjanga’s group. One day, he encounters Bami and his group living in the forest, who have not lost their wild instincts. Although Jjanga’s group is accustomed to the conveniences of the city and Bami’s group seeks to preserve their wildness, they share different lifestyles; however, escaping demolition and cruel dog hunters, they embark on an adventure to “that place” where all dogs can live happily. Crossing busy roads and jumping over barbed wire to avoid persistent dog hunters, they slowly head north.

Will they be able to safely reach “that place,” a place free from danger and filled with beautiful fields and fireflies?

Pororo Movie: Dragon Castle Adventure

70dk / Renkli Color / Güney Kore South Korea

Yönetmen / Director : Seung Hun KANG, Jea Wan YUN

Senaryo / Screenplay : Seung Hun KANG, Chang Won KIM, Eun Kyung JEONG

Müzik / Music : Jung Ah KIM

Görüntü Yönetmeni / Cinematography : –  

Sanat Yönetmeni / Art Director : Winbly (Production Design)

Kurgu / Editing : Seung Hun KANG, Jea Wan YUN

Oyuncular / Cast : Sun LEE, Mi Ja LEE, Hyeon Ji KIM, So Yeong HONG, Mi Seok JEONG, Hwan Jin KIM, Seo Young KIM, Yeon SO, Hye Seong KIM, Jang Won LEE, Moon Young SA, Sang Hyun UM

Yapımcı / Producer : Hyun Ho KIM – Ocon

Yapım / Production : Il Ho KIM, Ji Hee WOO / Ocon

Özet / Summary :

Kudretli bir güce sahip olan Ejderha Kral Arthur, halkına sırtını dönüp krallığı bencilce yönetip sonunda güçsüz ve küçük bir ejderhaya dönüşür. Onun bu büyük gücü, “Ejderha Kalbi” (Dragonheart) adı verilen kırmızı bir mücevherde mühürlenmiştir. Uzun bir zaman sonra büyücü Ged, Arthur’un üzerindeki laneti kaldırmak ve gücünü geri kazandırmak için ortaya çıkar. Ancak Arthur, Ged’in yalanlarına kanarak Ejderha Kalesi’ni elinden kaptırınca Ejderha Kalbi’ni de yanına alarak Porong Porong Ormanı’na kaçar. “Pororo ve arkadaşları Ejderha Kalesi’ne geliyor!” Arthur, Pororo ve arkadaşlarıyla karşılaşır. Ancak Crong aniden Ejderha Kalbi’ni yutar ve dev bir ejderhaya dönüşür: “Pes etmeyeceğiz!”

Acaba Pororo ve arkadaşları, güçlü Ged’i yenip Ejderha Kalesi’ni geri alabilecekler mi? Arthur kaybettiği gücüne yeniden kavuşabilecek mi?

Arthur, the dragon king with powerful power, rules the kingdom selfishly by turning away from the people and eventually becomes a powerless little dragon. His powerful power is sealed in a red jewel called ‘Dragonheart’ After a long time, a wizard Ged appears to Arthur to release his curse and restore his strength. But, Arthur is deceived by Ged’s lies and is robbed of Dragon castle by him, and flies away with Dragonheart into the Porong Porong forest. ‘Pororo and his friends come to Dragon castle!’ Arthur meets Pororo and his friends. But suddenly, the dragonheart is absorbed by Crong, and Crong becomes a giant dragon ‘We will not give up!’

Will Pororo and his friends be able to defeat the powerful Ged and regain the dragon castle? Can Arthur regain his lost power?