Skip to content Skip to footer
Adana Altınkoza Film Festivali

Dünya Sineması

ATA YURDU / FATHERLAND 

2026 / 82’ / Siyah Beyaz Black&White / Polonya Poland Almanya Germany İtalya Italy Fransa France

Yönetmen / Director: Pawel Pawlikowski

Senaryo / Screenplay: Pawel Pawlikowski, Henk Handloegten

Müzik / Music: Marcin Masecki

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Lukasz Zal

Kurgu / Editing: Pawel Pawlikowski, Piotr Wójcik

Oyuncular / Cast: Sandra Hüller, Hanns Zischler, August Deiehl, Devid Striesow, Anna Madeley

Yapım / Production: Our Films, Extreme Emotions, Nine Hours, Chapter 2, MUBI, Arte France

Dağıtım / Distribution: MUBI Türkiye

2026 Cannes Best Director En İyi Yönetmen

Özet / Summary

Nazi Almanyasını terk edişinden on altı yıl sonra, 1949’da, Nobel Ödüllü yazar Thomas Mann, artık neredeyse tanıyamadığı bir ülkeye geri döner. Yanında savaş muhabiri ve yazar olan kızı Erika vardır. Amerikan kontrolündeki Frankfurt’tan Sovyet kontrolündeki Weimar’a uzanan bir yolculuğa çıkar; savaşın yerle bir ettiği ve Soğuk Savaş’ın çoktan ikiye böldüğü Almanya’yı kat eder.

Pawlikowski, Almanya’nın travmatik yakın tarihini, hâlâ acı verici biçimde güncel olan sorularla olağanüstü yalınlıkta birleştiriyor: Bir kültürün sahibi kimdir? Bir ulus suçlarıyla nasıl yüzleşir? Tarih, kişinin evini, evi olmaktan çıkardıktan sonra, eve dönmek ne anlama gelir? Film, sürgün, aidiyet, suçluluk ve felaketin ardından kültürün, belleğin ve ait olmanın anlamını sorgulayan bir düşünce yolculuğuna dönüşür.

Atayurdu, faşizmin yeniden yükseldiği günümüze aynı zamanda geçmişten güçlü bir uyarı taşıyor.

Sixteen years after leaving Nazi Germany, in 1949, Nobel Prize-winning author Thomas Mann returns to a country he can scarcely recognise. He is accompanied by his daughter Erika, a war correspondent and writer. He embarks on a journey from American-controlled Frankfurt to Soviet-controlled Weimar, traversing a Germany laid waste by war and already divided in two by the Cold War.

With extraordinary simplicity, Pawlikowski connects Germany’s traumatic recent history to questions that remain painfully relevant today: Who owns a culture? How does a nation come to terms with its crimes? What does it mean to return home after history has made home impossible? The film reflects on the meaning of culture, memory and belonging in the wake of exile, guilt and catastrophe.

Fatherland also carries a powerful warning from the past into the present, as fascism once again gains ground.

Yönetmen / Director

1957’de Varşova’da doğan Paweł Pawlikowski, on dört yaşında, Polonya’dan önce Batı Almanya’ya, sonra İngiltere’ye göç etti. Babaannesi Auschwitz’de öldürülmüştür. Oxford’da edebiyat ve felsefe eğitimi aldı. Sinemaya 30’lu yaşlarında adım attı ve 1987-1998 arası BBC için birçok belgesel çekti. Bu dönemde gözlem ve dolaylı anlatıma dayanan, basit açıklamalardan uzak duran bir anlayış geliştirdi.

İlk uzun metraj kurmaca filmi Last Resort (2000)  ile BAFTA’dan Umut Veren Yeni Yönetmen ödülünü kazandı. 2013’teki Ida, Polonya’nın ilk Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ını kazanınca uluslararası tanınırlık elde etti. 2018’de Soğuk Savaş ile Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü aldı. Son filmi Atayurdu ile ikinci kez Cannes En İyi Yönetmen ödülünü kazandı.

Titizlikle hazırlanmış kadrajlar, zaman atlamalarıyla ilerleyen parçalı anlatım ve şiirsel siyah-beyaz görüntüler, özel hayatların tarihteki kırılma anlarından müstakil düşünülemeyeceği Pawlikowski sinemasının alameti farikasıdır. 

Born in Warsaw in 1957, Paweł Pawlikowski left Poland at the age of fourteen, first for West Germany and then for Britain. His grandmother perished at Auschwitz. He studied literature and philosophy at Oxford, and entered the world of cinema in his thirties, directing numerous documentaries for the BBC between 1987 and 1998. During this period, he developed an approach rooted in observation and indirect narration, avoiding easy explanations.

His debut feature, Last Resort (2000), earned him the BAFTA Award for Most Promising Newcomer. He achieved international recognition in 2013 when Ida became Poland’s first film to win the Oscar for Best Foreign Language Film. In 2018, he won the Best Director at Cannes for Cold War. With his latest film, Fatherland, he claimed the Cannes Best Director for the second time.

His meticulously composed framing, fragmented storytelling shaped by temporal leaps, and poetic black-and-white cinematography have become the hallmarks of Pawlikowski’s cinema – a body of work that shows how private lives cannot be separated from history’s turning points.

KEFARET /ATONEMENT

2026 / 118’ / Renkli Color / ABD USA

Yönetmen / Director: Reed Van Dyk

Senaryo / Screenplay: Dexter Filkins, Reed Van Dyk

Müzik / Music: Zak Engel

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Jon Peter

Kurgu / Editing: Chelsi Johnston

Oyuncular / Cast: Boyd Holbrook, Hiam Abbass, Kenneth Branagh, Gheed, Yara Bakri, Kalama Epstein

Yapım / Production: Redline Entertainment, Star Thrower Entertainment, South Side Studios,

Dağıtım / Distribution: Mars Film

Özet / Summary

Irak Savaşı’nın ilk günlerinde Bağdat’ta bir kavşak. ABD Deniz Piyade birliği, aldığı anlık kararla yolda ilerleyen iki araca ateş açar. Araçlarda, bombalardan kaçmaya çalışan Ermeni-Hıristiyan Iraklı bir aile vardır. Üç kişi ölür, geride kalanlar yaralanır. On yıl sonra, yaşananların vicdan azabından hâlâ kurtulamayan eski deniz piyadesi Lou D’Alessandro, ailenin öyküsünü ilk kez gün ışığına çıkaran gazeteci Michael Reid’in yardımıyla, hayatta kalan kadın Mariam’ı bulmaya çalışır.

Gerçek olaylardan esinlenen Reed Van Dyk’in ilk uzun metrajı, savaş draması anlatısının geleneksel kalıplarının ötesine geçerek suçluluk, sorumluluk ve bağışlanmanın ulaşılması zor olasılığını irdeler. Suçlu, mağdur ve tanığın bakış açılarından anlatılan film, karakterlerini kurbana ya da kötü adama indirgemekten kaçınır.

An intersection in Baghdad during the early days of the Iraq War. A US Marine unit, acting on a split-second decision, opens fire on two vehicles travelling along the road. Inside the cars are members of an Armenian Christian Iraqi family trying to flee the bombings. Three people are killed and the survivors are injured. Ten years later, former Marine Lou D’Alessandro, still haunted by guilt over what happened, sets out to find Mariam, the surviving woman, with the help of journalist Michael Reid, who was the first to bring the family’s story to public attention.

Inspired by real events, Reed Van Dyk’s feature debut goes beyond the conventions of the war drama to examine guilt, responsibility and the difficult question of whether those responsible for violence can ever make amends. Told from the perspectives of the perpetrator, the survivor and the witness, the film avoids reducing its characters to mere victims or villains.

 Yönetmen / Director

Lisans eğitimini Cornell Üniversitesi’nde, yüksek lisansını ise UCLA’da tamamlayan Amerikalı senarist-yönetmen Reed Van Dyk, Los Angeles’ta yaşamakta ve çalışmaktadır. Yönetmenlik kariyerine 2008’de The Conservatory adlı kısa filmle başlamış, Student Emmy Ödülü kazanmıştır. 2017’deki DeKalb Elementary, Van Dyk’in kariyerinde dönüm noktası olmuştur.  SXSW ve Clermont-Ferrand dahil dünya çapındaki festivallerde ödüller toplayan film, 2018’de En İyi Canlı Aksiyon Kısa Film dalında Oscar’a aday gösterilmiştir.

American screenwriter and director Reed Van Dyk, who earned his undergraduate degree at Cornell University and his graduate degree at UCLA, lives and works in Los Angeles. He began his directing career in 2008 with the short film The Conservatory, for which he won a Student Emmy Award. DeKalb Elementary (2017) marked a turning point in his career. The film won awards at festivals around the world, including SXSW and Clermont-Ferrand, and was nominated for an Oscar for Best Live Action Short Film in 2018.

BİR ODA HİZMETÇİSİNİN GÜNCESİ / THE DIARY OF A CHAMBERMAID / LE JOURNAL D’UNE FEMME DE CHAMBRE

2026 / 94’ / Renkli Color / Fransa France Romanya Romania

Yönetmen / Director: Radu Jude

Senaryo / Screenplay: Radu Jude, Octave Mirbeau

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Marius Panduru

Kurgu / Editing: Catalin Cristutiu

Oyuncular / Cast: Ana Dumitrascu, Marie Rivière, Ilinca Manolache, Mélanie Thierry, Vincent Macaigne

Yapım / Production: SBS Productions, Avanpost

Dağıtım / Distribution: SBS Distribution

 Özet / Summary

Bordeaux’da varlıklı bir ailenin evinde hizmetçilik yapan genç Rumen kadın Gianina, Romanya’da büyükannesine bıraktığı kızına kavuşabilmek için para biriktirir. İşverenleri nazik, eğitimli ve görünüşte ilerici insanlardır. Ne var ki iyi niyetli görünen bu tavırları, kültürel küçümsemeyi ve aralarındaki güç dengesizliğini gizleyememektedir. Gianina akşamları  Octave Mirbeau’nun Bir Hizmetçinin Günlüğü adlı eserinin provalarını yapan bir amatör tiyatro grubuna katılır ve gerçek hayatta olduğu gibi sahnede de hizmetçi rolünü  üstlenir.

Radu Jude, çağdaş Avrupa’yı incelemek üzere Mirbeau’nun romanını mercek olarak kullanarak, liberal tavırların ve iyi niyetli yaklaşımların ardına gizlenmiş sessiz sömürü biçimlerini ortaya çıkarıyor. Avrupa’nın batısı ile doğusu arasındaki hiyerarşik ayrımcılığın sınıf, göç ve emeğe atfedilen eşitsiz değer gibi incelikli biçimlerde hâlâ varlığını sürdürdüğünü sergiliyor. 

Gianina, a young Romanian woman working as a maid for a wealthy family in Bordeaux, saves money to be reunited with her daughter, whom she has left in Romania with her grandmother. Her employers are kind, educated and ostensibly progressive. Yet their well-meaning demeanour cannot conceal the cultural condescension and power imbalance that separate them from Gianina. In the evenings, she joins an amateur theatre group rehearsing an adaptation of Octave Mirbeau’s The Diary of a Chambermaid, and just as in real life, plays the role of a maid on stage.

Radu Jude uses Mirbeau’s novel as a lens through which to scrutinise contemporary Europe, exposing the quiet forms of exploitation that lurk beneath liberal attitudes and benevolent gestures. He reveals how hierarchies between Western and Eastern Europe persist in subtle ways, through class divisions, migration and the unequal value assigned to labour.

Yönetmen / Director

1977’de Bükreş’te doğdu. 2003’te Medya Üniversitesi Film Yönetmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Kariyerine Costa-Gavras’ın Amen ve Cristi Puiu’nun Bay Lazarescu’nun Ölümü filmlerinde yardımcı yönetmenlik yaparak başladı. İlk uzun metrajı Dünyanın En Mutlu Kızı (2009), Berlinale Forum’da gösterildi. Aferim! (2015) ile Gümüş Ayı ödülünü, Tarihe Barbar Olarak Geçsek Ne Olur Sanki (2018) ile Kristal Küre ödülünü, Kaçık Porno (2021) ile Altın Ayı ödülünü kazandı. Dünyanın Sonundan Çok da Bir Şey Beklemeyin (2023) ile Locarno’da Özel Jüri Ödülü’nü aldı.

Çağdaş Avrupa sinemasının en asi ve öngörülemez seslerinden Radu Jude, kurgu, belgesel, arşiv materyali ve deneme türleri arasında serbestçe gezinir. Keskin mizahı ve biçimsel cesaretiyle filmleri milliyetçilik, kapitalizm, tarihsel hafıza kaybı ve günlük yaşamın ikiyüzlülükleriyle yüzleşir. Babeş-Bolyai Üniversitesi Sinema Tiyatro Fakültesi’nde doçent olarak görev alan Jude bugüne kadar 17 uzun metraj filme imza atmıştır.

Born in Bucharest in 1977, he graduated from the Film Directing Department at the Media University in 2003. He began his career as an assistant director on Costa-Gavras’s Amen and Cristi Puiu’s The Death of Mr Lazarescu. His debut feature, The Happiest Girl in the World (2009), was screened at the Berlinale Forum. He won the Silver Bear for Aferim! (2015), the Crystal Globe for I Do Not Care If We Go Down in History as Barbarians (2018), and the Golden Bear for Bad Luck Banging or Loony Porn (2021). With Do Not Expect Too Much from the End of the World (2023), he received the Special Jury Prize at Locarno.

One of the most rebellious and unpredictable voices in contemporary European cinema, Radu Jude moves freely between fiction, documentary, archive material and essay form. His films confront nationalism, capitalism, the erasure of historical memory and the hypocrisies of everyday life with sharp humour and formal audacity. He is an associate professor at the Faculty of Cinema and Theatre at Babeș-Bolyai University, and has directed 17 feature-length films to date.

BİRDENBİRE / ALL OF A SUDDEN / SOUDAIN

2026 / 196’ / Renkli Color / Fransa France Japonya Japan Almanya Germany Belçika Belgium

Yönetmen / Director: Ryusuke Hamaguchi

Senaryo / Screenplay: Ryusuke Hamaguchi, Léa Le Dimna

Müzik / Music: Samuel Andreyev

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Alan Guichaoua

Kurgu / Editing: Azuza Yamakazi, Minori Akimoto

Oyuncular / Cast: Virginie Efira, Tao Okamoto, Kyôzô Nagatsuka, Kodai Kurosaki, Jean-Charles Clichet, Marie Bunel

Yapım / Production: CineFrance Studios, Office Shirous, Bitters End, Arte France, Heimatfilm GmbH

Dağıtım / Distribution: Mars Film

2026 Cannes Best Actress En İyi Kadın Oyuncu

Özet / Summary

Paris’te bir huzurevinin yeni müdürü Marie-Lou, “İnsanca Tavır” adını verdiği, yaşlı sakinlere saygı ve göz temasıyla yaklaşmayı esas alan bir bakım felsefesini kuruma yerleştirmeye çalışırken personelin direnciyle karşılaşmaktadır. Bir gün parkta otistik bir gence denk gelir ve onu ailesine ulaştırır. Gencin dedesi, Japon tiyatro yönetmeni Mari’nin oyununda rol almaktadır. Mari, Marie-Lou’yu oyuna davet eder. Bu tesadüfi tanışma, iki kadın arasında dönüştürücü bir dostluğun başlangıcı olur. Mari’nin ileri evre kanserle mücadelesi, Marie-Lou’nun yaşlı bakımında insan onurunu koruma ideali ve bu uğurda personelinin direnciyle kapitalist sistemin dayattığı çelişkiler arasında sıkışıp kalması, uzun gece yürüyüşleri boyunca yaptıkları derin sohbetlerde ortaya çıkarak aralarındaki bağı daha da anlamlı kılar. Dostlukları, insanlarla gerçekten bağ kurmanın anlamı üzerine derin, incelikli bir diyaloga dönüşür.

Marie-Lou, the new director of a care home in Paris, faces resistance from staff while attempting to instil a care philosophy she calls “Humanitude”—one based on treating elderly residents with dignity and maintaining eye contact. One day, she encounters an autistic young man in the park and helps reunite him with his family. The young man’s grandfather appears in a play directed by the Japanese theatre director Mari, who invites Marie-Lou to the performance. This chance encounter sparks a transformative friendship between the two women. Mari’s battle with advanced cancer, Marie-Lou’s commitment to preserving human dignity in elderly care, and her struggle with the constraints imposed by staff resistance and a capitalist system unfold during their long night-time walks and deep conversations, making their bond all the more meaningful. Their friendship becomes a nuanced exploration of what it truly means to connect with others.

Yönetmen / Director

1978’de Kanagawa’da doğan Ryusuke Hamaguchi, Japon sinemasının önde gelen çağdaş yönetmenlerindendir. Tokyo Üniversitesi’nde estetik eğitimi aldıktan sonra sektörde üç yıl yardımcı yönetmen olarak çalıştı. Ardından Tokyo Sanat Üniversitesi’nde sinema yüksek lisansı yaparak 2008’de mezun oldu; hocası Kiyoshi Kurosawa’nın da dikkatini çeken mezuniyet filmi Tutku, San Sebastián ve Tokyo  festivallerinde gösterildi. Kariyerinde dönüm noktasını, 2015’te Locarno’da mansiyon kazanan Happy Hour ile yaşadı.

Diyaloğu, anlatının ötesinde, karakterlerin birbirlerini ve kendilerini keşfetmesinin aracına dönüştüren Hamaguchi, uzun sessizlikler, gündelik ayrıntılar ve beklenmedik anlatı kırılmalarıyla kendine özgü bir sinema dili geliştirmiştir. Sineması, yalın gerçekliği insan ruhunun en ince titreşimleriyle harmanlar.

 Born in Kanagawa in 1978, Ryusuke Hamaguchi is one of the leading contemporary directors in Japanese cinema. After studying aesthetics at the University of Tokyo, he worked in the industry for three years as an assistant director. He then went on to complete a master’s degree in film at Tokyo University of the Arts, graduating in 2008; his graduation film,  Passion, which caught the attention of his tutor Kiyoshi Kurosawa, was screened at the San Sebastián and Tokyo film festivals. A turning point in his career came with Happy Hour, which won a special mention at Locarno in 2015.

Hamaguchi transforms dialogue from a narrative device into a means for his characters to discover one another and themselves. He has developed a distinctive cinematic language characterised by long silences, everyday details and unexpected narrative shifts. His cinema blends stark reality with the subtlest vibrations of the human soul.

BİZ UZAYLIYIZ / WE ARE ALIENS / WARE WARE WA UCHÛJIN

2026 / 117’ / Renkli Color / Japonya Japan Fransa France

Yönetmen / Director: Kohei Kadowaki

Senaryo / Screenplay: Kohei Kadowaki

Müzik / Music: Yaffle

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Kohei Kadowaki

Kurgu / Editing: Kenichiro Tachikawa

Oyuncular / Cast: Ryota Bando, Amane Okayama

Yapım / Production: Miyu Productions, Nothing New

Dağıtım / Distribution: Bir Film

Özet / Summary

İlkokul öğrencisi içine kapanık Tsubasa ile enerjik Gyotaro arasında dostluk filizlenir. Günleri, neşeli oyunlar ve keşiflerle doludur ama görünüşte önemsiz bir olay zamanla aralarını açar. Tsubasa, Gyotaro’dan uzaklaşır ve sınıfta Gyotaro’nun “uzaylı” olduğuna dair söylentiler yayılmaya başlar. Çocukluktan ergenliğe ve yetişkinliğe doğru ilerledikçe, bu kopuşun sonuçları hayatlarını şekillendirmeye devam eder ve unutulmuş bir anı kalıcı bir yaraya dönüştürür.

İki çocuğun değişen bakış açılarından anlatılan Kadowaki’nin ilk uzun metraj filmi, dostluk, suçluluk, akran baskısı, geçmişte söylenmesi gerekenleri yıllar sonra bile söyleyememenin zorluğunu ele alan sıradışı bir ergenlik öyküsüdür.

A friendship blossoms between two primary school boys; introverted Tsubasa and the energetic Gyotaro. Their days are filled with joyful games and exploration, but a seemingly insignificant incident gradually comes between them. Tsubasa becomes distant from Gyotaro, and rumors begin to spread in the classroom that Gyotaro is an “alien”. As they move from childhood through adolescence into adulthood, the consequences of this rupture continue to shape their lives, transforming a forgotten memory into a permanent scar.

Told from the changing perspectives of two boys, Kadowaki’s first feature is an extraordinary coming-of-age story that explores friendship, guilt, peer pressure, and the lingering pain of words left unspoken in the past.

Yönetmen / Director

1996’da Saitama’da doğan Kadowaki, Tokyo Sanat Üniversitesi Tasarım Bölümü’nden mezun olduktan sonra bir animasyon stüdyosunda çalıştı. Kısa süre sonra stüdyodan ayrılarak bağımsız sanatçı olarak yoluna devam etti. Çeşitli sahne yapımları için görsel tasarımlar yaptı ve reklam filmlerinde görev aldı. Ardından animasyon yönetmenliğine yöneldi. Japonya’nın popüler müzik gruplarından Yoasobi için hazırladığı kliplerde, canlı çekim görüntülerini ve üç boyutlu malzemeleri animasyonla birleştiren kendine özgü bir görsel dil geliştirdi.

Born in Saitama in 1996, Kadowaki worked at an animation studio after graduating from the Department of Design at Tokyo University of the Arts. Shortly afterwards, he left the studio to pursue a career as an independent artist. He created visual designs for various stage productions and worked on advertising films. He then turned to animation direction. In the music videos he created for Yoasobi, one of Japan’s most popular music duos, he developed a distinctive visual language that blends live-action footage and 3D elements with animation.

BİZİM TOPRAĞIMIZ / OUR LAND / NUESTRA TIERRA

2025 / 123’ / Renkli Color / Arjantin Argentina ABD USA Meksika Mexico Fransa France

Yönetmen / Director: Lucrecia Martel

Senaryo / Screenplay: Lucrecia Martel, María Alché

Müzik / Music: Alfonso Olguín

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Ernesto De Carvalho

Kurgu / Editing: Jerónimo Pérez Rioja, Miguel Schverdfinger

Oyuncular / Cast: Javier Chocobar, Chuschagasta Community

Yapım / Production: Rei Pictures, Louverture Films, Lemming Film, Piano, PIO & Co, Snowglobe

Dağıtım / Distribution: The Match Factory

2019 Rotterdam Hubert Bals Fund Development Award Proje Geliştirme Desteği

2020 Locarno Films After Tomorrow Proje Desteği

2025 BFI London Best Film En İyi Film

2026 National Society of Film Critics Special Award ABD Sinema Yazarları Derneği Özel Ödülü

Özet / Summary

2009’da Arjantin’in kuzeyinde, Chuschagasta yerlilerinin yaşadığı topraklara el koymak isteyen üç silahlı adam, topluluğun lideri Javier Chocobar’ı katleder. Saldırganlardan biri cinayeti cep telefonuyla kaydedip YouTube’a yükler. Görüntüler ülke çapında infiale yol açsa da davanın görülmeye başlaması dokuz yıl sürer. Martel’in ilk uzun metraj belgeseli, yaşanan cinayeti münferit bir suç olarak ele almaz;  yüzyıllara dayanan toprak gasbı ve inkar tarihini belgeler. Mahkeme sürecini merkeze alarak tapu belgeleri, resmi kayıtlar ve hukuk dilinin ardına gizlenmiş beş yüzyıllık sömürgeci mülksüzleştirmenin izini sürer.

In 2009, in northern Argentina, three armed men seeking to seize land inhabited by the Chuschagasta Indigenous community murdered its leader, Javier Chocobar. One of the attackers recorded the killing on his mobile phone and uploaded the footage to YouTube. Although the images caused a nationwide outcry, it took nine years for the case to come to trial. Martel’s first feature-length documentary does not treat the murder as an isolated crime; it documents a history of land grabbing and erasure stretching back centuries. Centring on the court proceedings, it traces five centuries of colonial dispossession concealed behind land deeds, official records and legal jargon.  

Yönetmen / Director

1966’da Arjantin’in kuzeyindeki Salta’da doğdu. İletişim okuduktan sonra Ulusal Deneysel Sinema Okulu’nda eğitim aldı. Çağdaş Latin Amerika sinemasının önde gelen isimlerinden Martel, 1990’ların sonunda ortaya çıkan Yeni Arjantin Sineması akımıyla tanındı. İlk uzun metrajlı filmi Bataklık (2001), toplumsal çürümeyi filmin atmosferi üzerinden betimlemesiyle uluslararası övgü topladı. Sineması anlatıdan ziyade duyusal deneyim üstüne kurulu olan Martel’in sonraki çalışmaları, iktidar dinamikleri, sömürge tarihi ve psikolojik gerilimi incelikli şekilde ele almasıyla dikkat çekti.

Born in Salta, in northern Argentina, in 1966, Martel studied communications, before training at the National School of Experimental Cinema. A leading figure in contemporary Latin American cinema, she emerged from the New Argentine Cinema movement that emerged in the late 1990s. Her debut feature, The Swamp (2001), garnered international acclaim for its atmospheric portrayal of societal decay. Built on sensory experience rather than conventional narrative, Martel’s subsequent works, are noted for their nuanced exploration of power dynamics, colonial history, and psychological tension.

BURUK NOEL / BITTER CHRISTMAS / AMARGA NAVIDAD

2026 / 111’ / Renkli Color / İspanya Spain

Yönetmen / Director: Pedro Almodóvar

Senaryo / Screenplay: Pedro Almodóvar

Müzik / Music: Alberto Iglesias

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Pau Esteve Birba

Kurgu / Editing: Teresa Font

Oyuncular / Cast: Aitana Sánchez Gijón, Bárbara Lennie, Leonardo Sbaraglia, Milena Smit, Patrick Criado, Quim Gutiérrez, Victoria Luengo

Yapım / Production: El Deseo

Dağıtım / Distribution: Bir Film

2026 Cannes Soundtrack Award En İyi Film Müziği Ödülü

Özet / Summary

Başarılı reklam yönetmeni Elsa, 2004 yılında annesinin ölümünün ardından yas tutarken, yaşadığı panik atakla hayatını gözden geçirmek zorunda kalır. Genç sevgilisi Bonifacio’yu geride bırakıp arkadaşı Patricia ile Lanzarote’ye gider. Yıllar sonra film yönetmeni Raúl Rossetti, 2025 yılında Elsa’nın yaşadıklarını yeni senaryosunun temeli olarak kullanır. Kurgu, gerçeği yansıtmaya başladıkça, yaşanmış deneyim ile sanatsal yaratım arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşır.

Kısmen otoportre kısmen özeleştiri niteliğindeki filmde, Almodóvar, kendi sanatsal alışkanlıklarını ve takıntılarını sorgularken, başkalarının yaşam deneyimlerini sanata dönüştürmenin sınırlarını da tartışmaya açıyor. 

Elsa, a successful commercial director, is forced to take stock of her life following a panic attack while mourning her mother’s death in 2004. She leaves her young boyfriend, Bonifacio, behind and travels to Lanzarote with her friend Patricia. Years later, in 2025, filmmaker Raúl Rossetti uses Elsa’s experiences as the basis for his new screenplay. As fiction begins to mirror reality, the boundaries between lived experience and artistic creation become increasingly blurred.

 Part self-portrait, part self-critique, the film sees Almodóvar questioning his own artistic habits and obsessions while also exploring the limits of transforming other people’s experiences into art.

Yönetmen / Director

1949’da La Mancha’nın muhafazakar kırsalında doğup büyüyen Almodóvar, on yedi yaşında Madrid’e gitti. Tiyatro, müzik, edebiyatla ilgilenmeye başladı ve daha sonra “La Movida Madrileña” olarak anılacak alternatif kültür hareketine katıldı. Ulusal sinema okulu bir süre önce kapatılmış olduğundan formel eğitim alamayan Almodóvar, film çekmeyi kendi kendine öğrendi ve 1969’dan itibaren telefon şirketinde çalışırken boş vakitlerinde Super 8 formatında kısa filmler çekti. İlk uzun metrajı Pepi, Luci, Bom Ve Diğer Kızlar (1980), Franco diktatörlüğü döneminin ardından ortaya çıkan özgürlükçü karşı-kültür ortamının meyvesi olarak doğdu. Sinir Krizi Eşiğindeki Kadınlar (1988) ile uluslararası ün kazandı.  Annem Hakkında Her Şey (1999) ile ilk Oscar’ını kazandı; bunu Konuş Onunla (2002) ile senaryo dalında kazandığı ikinci Oscar izledi.

Kırk yılı aşkındır Almodóvar, kişisel takıntıları, kadın deneyimini, cinselliği, hafızayı ve aileyi son derece renkli, duygusal açıdan karmaşık bir sinemaya dönüştürüyor. Melodram, komedi, gerilim ve kara film türlerinin kesişiminde kendine has bir sinema dili kullanıyor.

Born in 1949 and raised in the conservative countryside of La Mancha, Almodóvar moved to Madrid at the age of seventeen. He developed an interest in theatre, music and literature, later joining the alternative cultural movement that would become known as “La Movida Madrileña.” With the national film school having been closed several years earlier, he was unable to receive formal training and instead taught himself filmmaking. From 1969 onwards, while working for a telephone company, he shot short films in Super 8 during his spare time. His first feature, Pepi, Luci, Bom and Other Girls (1980), emerged from the liberatory counterculture that flourished in the wake of Franco’s dictatorship. He gained international recognition with Women on the Verge of a Nervous Breakdown (1988). He won his first Oscar for All About My Mother (1999), followed by a second Academy Award, for Best Original Screenplay, for Talk to Her (2002).

For over forty years, Almodóvar has transformed his personal obsessions, along with themes of female experience, sexuality, memory and family, into a vibrantly colourful and emotionally intricate cinematic universe. At the crossroads of melodrama, comedy, thriller and film noir, he has crafted a distinctive cinematic language of his own.

 

DÜN GÖZÜMÜ UYKU TUTMADI / YESTERDAY THE EYE DIDN’T SLEEP / ALBARIH ALEAYN MA NAMAT

2026 / 100’ / Renkli Color / Belçika Belgium Lübnan Lebanon Filistin Palestine Katar Qatar

Yönetmen / Director: Rakan Mayasi

Senaryo / Screenplay: Rakan Mayasi, Wahid Ajmi

Müzik / Music: Abed Kobeissy, Ted Regklis

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Pôl Seif

Kurgu / Editing: Louis de Schrijver

Oyuncular / Cast: Rim Almawla, Jawaher Almawla, Yasser Almawla

Yapım / Production: Atata

Dağıtım / Distribution: Salaud Morisset

Özet / Summary

Kabile örf ve adetlerinin hüküm sürdüğü Bekaa Vadisi’nde genç bir kadın kaybolur. Onu aramaya çıkan kuzeni Yasser, rakip kabileden bir adama kazara çarpar. İntikam döngüsünü kırmanın bedelini Yasser değil, kız kardeşleri Rim ve Cevahir ödeyecektir: iki genç kız alacakaranlık vakti bir şeyhin evine gönderilir ve kan parası olarak rakip kabileye sunulur.

Senaryosuz olarak ve amatör oyuncularla çekilen Filistinli yönetmen Mayasi’nin ilk uzun metrajı, 14 yaşında zorla evlendirilen büyükannesinin yaşam öyküsünden esinleniyor ve pederşahi düzenin kadınların yaşamlarını nasıl kuşattığını, kendi kaderleri üstünde söz sahibi olmaktan nasıl mahrum bıraktığını gösteriyor.

In the Bekaa Valley, where tribal customs and traditions prevail, a young woman goes missing. Her cousin Yasser, who sets out to search for her, accidentally bumps into a man from a rival tribe. It is not Yasser, but his sisters Rim and Jawaher who will pay the price for breaking the cycle of revenge: at dusk, the two young girls are sent to a sheikh’s house and offered to the rival tribe as blood money.

Palestinian director Mayasi’s debut feature, shot without script and featuring non-professional actors, is inspired by the life story of his grandmother, who was forced into marriage at the age of 14, and showa how the patriarchal system confines women’s lives and deprives them of any say over their own destinies.

Yönetmen / Director

Almanya doğumlu Filistinli yönetmen, Amman’da büyüdükten sonra, Lübnan’da sinema, tiyatro ve psikoloji eğitimi aldı. Belçika’daki LUCA School of Arts’ta sinema üstüne yüksek lisans yaptı. Sineması, Kiarostami ve Bela Tarr’dan aldığı eğitimlerin izlerini taşır. Çektiği kısa filmleri Locarno, Toronto, Busan, Moskova, SXSW, Clermont-Ferrand, Brüksel Fantastik Film Festivali gibi önde gelen festivallerde gösterildi ve yirminin üstünde ödül kazandı.

The Palestinian director born in Germany, grew up in Amman and studied film, theatre and psychology in Lebanon. He completed a master’s degree on film at the LUCA School of Arts in Belgium. His films bear the influence of his training with Kiarostami and Béla Tarr. His short films have been screened at leading festivals such as Locarno, Toronto, Busan, Moscow, SXSW, Clermont-Ferrand and the Brussels Fantastic Film Festival, and have won more than twenty awards.

DÜŞLEDİĞİMİZ BAHÇE / THE GARDEN WE DREAMED / EL JARDÍN QUE SOÑAMOS

2026 / 102’ / Renkli Color / Meksika Mexico

Yönetmen / Director: Joaquín del Paso

Senaryo / Screenplay: Joaquín del Paso

Müzik / Music: Rogelio Sosa, Kyle Dixon, Michael Stein

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Gökhan Tiryaki

Kurgu / Editing: Raul Barreras

Oyuncular / Cast: Nehemie Bastien, Faustin Pierre, Kimaëlle Holly Preville, Rut Aicha Pierre Nelson, Carlos Esquivel

Yapım / Production: Amondo Cine & Cárcava Cine, Península Films & Entertainment, Lookbook Entertainment, Teorema

Dağıtım / Distribution: m-appeal

2026 Malaga Golden Biznaga for Best Iberoamerican Film, Silver Biznaga for Best Director, Silver Biznaga for Best Cinematography En İyi İberoamerikan Filmi Altın Kaktüs Ödülü, En İyi Yönetmen Gümüş Kaktüs Ödülü, En İyi Sinematografi Gümüş Kaktüs Ödülü

2026 Seattle Grand Jury Prize Büyük Jüri Ödülü

Özet / Summary

Joaquín del Paso’nun üçüncü uzun metrajı, Haitililerin kuzeye doğru yolculuğu ile kral kelebeklerinin güneye doğru mevsimlik göçünü aynı potada eritiyor. Orta Meksika’nın ormanlarında, yasa dışı ağaç kesimi yapan bir şirket, Haitili göçmen aileyi işçi olarak çalıştırmak üzere ücra bir kulübeye yerleştirir. Esther ve Junior iki küçük kızıyla bu geçici cennette hayata tutunmaya çalışır. Etraflarında milyonlarca kral kelebeği uçuşmaktadır. Ancak ormanın güzelliği aldatıcıdır. Ormanı sömürenlerle korumak isteyenler arasındaki çatışma, aileyi giderek daha tehlikeli bir sarmalın içine çeker.

Joaquín del Paso’s third feature film intertwines the journey of Haitians heading north with the seasonal migration of monarch butterflies heading south. In the forests of central Mexico, a company engaged in illegal logging brings a Haitian migrant family to a remote hut to work as labourers. Esther and Junior, with their two young daughters, try to hold on to life in this temporary paradise. Millions of monarch butterflies flutter all around them. Yet the forest’s beauty is deceptive. The conflict between those who exploit the forest and those who seek to protect it draws the family into an increasingly dangerous spiral.

Yönetmen / Director

1986’da Mexico City’de doğan Joaquín del Paso, Küba’daki EICTV’de yönetmenlik ve senaryo yazarlığı, Łódź’daki Polonya Ulusal Film Okulu’nda sinematografi eğitimini tamamladı. Belgesel ve kurmaca filmlerde görüntü yönetmeni olarak çalıştı. İlk uzun metrajlı filmi Panamerican Machinery (2016), Berlinale Forum bölümde prömiyer yapıp 60’ın üstünde festivalde gösterildi. İkinci filmi Tel Örgüdeki Delik (2021), Venedik Film Festivali Orizzonti bölümünde gösterildi ve En İyi Görüntü Yönetimi ödülü aldı.

Born in Mexico City in 1986, Joaquín del Paso studied directing and screenwriting at EICTV in Cuba and cinematography at the Polish National Film School in Łódź. He has worked as a director of photography on both documentary and fiction films. His first feature, Panamerican Machinery (2016), premiered in the Berlinale Forum and was screened at more than 60 festivals. His second film, The Hole in the Fence (2021), premiered in the Orizzonti section of the Venice Film Festival, where it won the Best Cinematography award.

HER DEFA / EVERYTIME

2026 / 124’ / Renkli Color / Avusturya Austria Almanya Germany

Yönetmen / Director: Sandra Wollner

Senaryo / Screenplay: Sandra Wollner

Müzik / Music: David Schweighart

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Gregory Oke

Kurgu / Editing: Hannes Bruun

Oyuncular / Cast: Birgit Minichmayr, Tristán López, Lotte Shirin Keiling, Carla Hüttermann

Yapım / Production: Panama Film, The Barricades

Dağıtım / Distribution: Bir Film

2026 Cannes Un Certain Regard Award Belli Bir Bakış Ödülü

2006 Sarajevo Best Narrative Feature Film En İyi Uzun Metraj Kurmaca Film

Özet / Summary

Genç Jessie’nin ani ölümü, annesi Ella’yı ve kız kardeşi Melli’yi derin bir yasa ve suçluluk duygusuna sürükler. Bir yıl sonra, Jessie’nin ölümünden kendini sorumlu tutan sevgilisi Lux’ın da katılmasıyla üçü, Jessie ile birlikte gerçekleştiremedikleri Tenerife tatiline çıkar. Ancak bu yolculuk, yasın geçmişle bugünü, hatırayla gerçekliği birbirine karıştırdığı, sınırların giderek silikleştiği bir deneyime dönüşür.

Sandra Wollner, Cannes’da Belli Bir Bakış Büyük Ödülü’nü kazanan filminde, yası geleneksel bir dram olarak anlatmak yerine görüntüyü hafızanın bizzat kendisine dönüştürüyor.

The sudden death of young Jessie plunges her mother, Ella, and younger sister, Melli, into profound grief and guilt. A year later, joined by Lux—Jessie’s boyfriend, who blames himself for her death—the three set off for Tenerife, a holiday they never got to take with Jessie. But the journey becomes something else entirely: an experience in which grief dissolves the boundaries between past and present, memory and reality.

Winner of the Un Certain Regard Grand Prix at Cannes, Sandra Wollner’s film transforms images into memory itself, refusing to approach grief as conventional drama.

Yönetmen / Director

Tiyatro, sinema ve medya çalışmaları okuduktan sonra kurgucu olarak çalıştı. Kısa filmler ve belgeseller çekti. 2012’de Baden-Württemberg Film Akademisi’nde belgesel sinema eğitimi almaya başladı.

Henüz öğrenciyken 16 mm çektiği ilk uzun metrajı The Impossible Picture’da (2016), hafızanın güvenilmezliğine ve imgeyle gerçeklik arasındaki istikrarsız ilişkiye duyduğu ilgiyi ortaya koyar. İkinci uzun metrajı The Trouble with Being Born’da (2020), bu meseleleri soğuk ve tekinsiz bir bilimkurgu dünyasına taşıyarak hafıza, kimlik, arzu ve insan olmanın sınırlarını bir android üzerinden keşfeder.   

After studying theatre, film and media, she worked as an editor before directing short films and documentaries. In 2012, she began studying documentary filmmaking at the Baden-Württemberg Film Academy.

Her first feature, The Impossible Picture (2016), shot on 16 mm while she was still a student, explores the unreliability of memory and the unstable relationship between image and reality. In her second feature, The Trouble with Being Born (2020), she transposes these concerns into a cold, eerie science-fiction world, using an android to examine the boundaries of memory, identity, desire and what it means to be human.

BEŞ YIL, DÖRT AY / FIVE YEARS, FOUR MONTHS / CINCO AÑOS, CUATRO MESES

2026 / 84’ / Renkli Color / Kolombiya Columbia ABD USA

Yönetmen / Director: Esteban Hoyos García, Juan Miguel Gelacio

Senaryo / Screenplay: Juan Miguel Gelacio, Esteban Hoyos García

Müzik / Music: Daniel Garcés Najar, Scott Barley

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Paula Moreno Vergara

Kurgu / Editing: Juan Miguel Gelacio

Oyuncular / Cast: Jenny Nava, Carmiña Martínez, Carolina Vivas, Rosalba García

Yapım / Production: Selva Producciones, Redline Enterprises, Chicamocha Films, Andante Producciones

Dağıtım / Distribution: Patra Spanaou Film

Özet / Summary

Kolombiya’da 1960’lardan beri süregelen çatışmalarda 120.000’den fazla insanın akıbeti hâlâ bilinmiyor; cesetleri bulunamıyor çünkü kaybedildiler. Yıllar geçse de anneler için  zaman yaraları iyileştirmiyor, acı dinmiyor da kabuk değiştiriyor. Cevap arayanlarla her şey normalmiş gibi hayata devam edenler arasındaki uçurum derinleşiyor. Film bu uçurumun tam ortasına kurulmuş, umudun belirsiz bir bekleyişe, belirsizliğin imkansız bir ihtimale dönüştüğü bir dünyaya yelken açıyor ve sosyal gerçeklikten doğaüstü alegoriye doğru süzülüyor.

Martha fabrika işçisidir ve oğlu Fabián beş yıl dört ay önce ortadan kaybedilmiştir. Otobüslerde boydan boya ülkeyi dolaşır, toplu mezar kazılarına katılır, bürokrasi çarklarında evrak doldurur, geceleri otel odalarında kâbus görür. Hayatı, beklenti ile hiçliğin arasında asılı kalmıştır. Ta ki bir gün oğlunu 28 yıldır arayan başka bir anneyle tanışana dek.

In the conflicts that have ravaged in Colombia since the 1960s, the fate of more than 120,000 people remains unknown; their bodies are missing because they were forcibly disappeared. As the years pass, time does not heal the wounds of their mothers; the pain does not subside, it merely changes skin. The gulf between those who keep seeking answers and those carrying on as if everything were normal continues to widen. The film is set right in the midst of this gulf, setting sail for a world where hope turns into an uncertain waiting and uncertainty into an impossible possibility, gliding from social reality towards a supernatural allegory.

Martha is a factory worker whose son Fabián disappeared five years and four months ago. She travels the country by bus, joins mass grave excavations, files paperwork within the labyrinths of bureaucracy, and endures nightmares in hotel rooms at night. Her existence hangs suspended between expectation and emptiness. Until one day, she meets another mother, a woman who has been searching for her son for 28 years.

Yönetmen / Director

ESTEBAN HOYOS GARCÍA (1995) Kolombiyalı yönetmen, senarist ve yapımcı. Kolombiya Ulusal Üniversitesi Sinema ve Televizyon Okulu mezunu. KinoEyes yüksek lisans programını tamamladı. Birlikte birçok kısa film çektiği Juan Miguel Gelacio ile 2020’de yatay üretim modelini benimseyen bağımsız yapım şirketi Selva Producciones’u kurdu. İlk uzun metrajı Selva (2025), Cartagena Film Festivali’nde prömiyer yaptı. San Sebastián WIP LATAM programına seçildi. Filmleri, topluma yabancılaşmış karakterlerin öykülerine ilgi duyar; sade, sakin ve gözlemci bir dille anlatır. Beş Yıl, Dört Ay (2026) ile Karlovy Vary’de Kristal Küre yarışmasında dünya prömiyeri yapan ilk Kolombiyalı yönetmen oldu.

JUAN MIGUEL GELACIO (1995) Kolombiyalı yönetmen, senarist ve kurgucu. Kolombiya Ulusal Üniversitesi Sinema ve Televizyon Okulu’ndan mezun. Kolombiya Film Editörleri Derneği üyesi. 2020’de Esteban Hoyos García ile Selva Producciones’u kurdu. İlk filmi Selva (2025) San Sebastián’da WIP LATAM’a seçildi. Uzun metraj film çekmeye başlamadan önce birçok kısa film, belgesel, klip ve reklam filminin kurgusunu üstlendi. Yönetmenlik ve kurgusunu üstlendiği Beş Yıl, Dört Ay (2026), Karlovy Vary’nin ana yarışmasında dünya prömiyeri yaptı. Karakterlerinin gündelik yaşantısına, içinde bulunduğu koşullara odaklanır. Kent, karakterlerinin yabancılaşma hissettiği ortamdır. Filmlerinde uzun sessizliklere, sıradan anlara, beklenmedik şiirsel kırılmalara yer verir.

ESTEBAN HOYOS GARCÍA (1995) is a Colombian director, screenwriter and producer. He graduated from the School of Cinema and Television at the National University of Colombia and completed the KinoEyes postgraduate programme. In 2020, he co-founded Selva Producciones with Juan Miguel Gelacio, an independent production company built around a horizontal production model. Together, they have made numerous short films. His debut feature, Selva (2025), premiered at the Cartagena Film Festival and was selected for the WIP LATAM programme at San Sebastián. His films explore the stories of characters alienated from society, told in a simple, calm and observational style. With Five Years, Four Months (2026), he became the first Colombian director to have a world premiere in the Crystal Globe Competition at Karlovy Vary.

JUAN MIGUEL GELACIO (1995) is a Colombian director, screenwriter and editor. He graduated from the School of Cinema and Television at the National University of Colombia and is a member of the Colombian Film Editors’ Association. In 2020, he co-founded Selva Producciones with Esteban Hoyos García. His debut feature, Selva (2025), was selected for WIP LATAM at San Sebastián. Before moving into feature filmmaking, he edited numerous short films, documentaries, music videos and commercials. Five Years, Four Months (2026), which he directed and edited, had its world premiere in the main competition at Karlovy Vary. His films focus closely on his characters’ everyday lives and the circumstances in which they find themselves. The city is an environment in which his characters experience alienation. Long silences, ordinary moments and unexpected poetic shifts are central to his approach.

GENTLE MONSTER

2026 / 114’ / Renkli Color /  Avusturya Austria Almanya Germany Fransa France

Yönetmen / Director: Marie Kreutzer

Senaryo / Screenplay: Marie Kreutzer

Müzik / Music: Camille Dalmais

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Judith Kaufmann

Kurgu / Editing: Ulrike Kofler

Oyuncular / Cast: Léa Seydoux, Jella Haase, Catherine Deneuve, Laurence Rupp, Sylvester Groth

Yapım / Production: Film AG Produktions, Komplizen Film, Kazak Productions

Dağıtım / Distribution: Mars Film

Özet / Summary

Lucy ünlü bir piyanist, eşi Philip ise televizyonda çalışan eski bir belgesel yönetmenidir. Philip’in geçirdiği sinir krizinin ardından yeni bir başlangıç için sakin Bavyera kırsalına taşınırlar. Ancak bir sabah polis kapılarını çalar, Philip’in bilgisayarıyla telefonuna el koyar. Eşi çocuk pornosu görüntüleri bulundurmak ve darkweb üzerinden dağıtmakla suçlanınca Lucy’nin dünyası altüst olur. Kocasının gerçekten kim olduğunu ve oğullarının güvende olup olmadığını anlamaya çalışırken, sevgi ile inkâr arasındaki sınır giderek bulanıklaşır.

Kreutzer, bir önceki filmi Korsaj’da rol alan oyuncusu Florian Teichtmeister’in çocuk pornosu suçundan mahkûm edilmesinin ardından konuyu ele almaya ve bu filmi yapmaya karar verir. Böyle bir suçlamanın kişinin ailesinde ve yakın çevresinde yaratacağı şok, inkar, kuşku ve sadakat ile ihanet arasındaki ikilemi filmin merkezine alır.

Lucy is a famous pianist, whilst her husband Philip is a former documentary director who works in television. Following Philip’s nervous breakdown, they move to the peaceful Bavarian countryside for a fresh start. However, one morning the police knock on their door and seize Philip’s computer and phone. Lucy’s world is turned upside down when her husband is accused of possessing child pornography and distributing it via the dark web. As she tries to understand who her husband really is and whether their son is safe, the line between love and denial becomes increasingly blurred.

Kreutzer decided to tackle the subject and make this film following the conviction of Florian Teichtmeister, an actor who had starred in her previous film Corsage, on charges of child pornography. The film centres on the shock, denial, doubt and the dilemma between loyalty and betrayal that such an accusation would create within a family and close circle.

Yönetmen / Director

1977’de doğdu. 1995’de alternatif sanat okulu AHS Modellschule’den mezun oldu. 1997’den 2005’e kadar Viyana Film Akademisi’nde yazarlık ve dramaturji okudu. Daha sonra sinema ve televizyon yapımlarında senaryo danışmanlığı görevleri yaptı, çok sayıda festivalde gösterilen ödüllü kısa metraj filmler çekti. Filmleri “Gruber Is Leaving” (2015) ve “The Ground Beneath My Feet” (2019), izleyicinin büyük beğenisini kazandı ve şimdiden çağdaş Avusturya sinemasının klasikleri arasında yer alıyor. “The Ground Beneath My Feet”, 2019’da Berlinale Altın Ayı yarışmasına davet edilmiştir. 2022’deki Korsaj ise, Cannes Belli Bir Bakış bölümünde prömiyer yaptı. Yönetmenliğin yanı sıra Viyana Film Akademisi’nde öğretim görevlisi, senarist ve dramaturg görevleri aldı. 2007’den beri Drehbuchverband und Drehbuchforum Austria’nın yönetim kurulu üyesi, 2017’den beri Avusturya Film Enstitüsü’nün denetleme kurulu üyesidir.

Born in 1977, she graduated in 1995 from the AHS Modellschule, an alternative school with an artistic focus. From 1997 to 2005 she studied screenwriting and dramaturgy at the Vienna Film Academy. She subsequently worked as a script supervisor in cinema and TV productions and made several award-winning short feature films that screened at numerous festivals. Her films Gruber Is Leaving (2015) and The Ground Beneath My Feet (2019) were well received by audiences and are already among the classics of contemporary Austrian cinema. The Ground Beneath My Feet was selected for the 2019 Berlinale Golden Bear Competition. In 2022, Corsage premiered in Un Certain Regard section at Cannes. In addition to her work as a director, she has taught at the Vienna Film Academy and worked as a screenwriter and dramaturge. Marie Kreutzer has been a board member of the Drehbuchverband und Drehbuchforum Austria since 2007 and a member of the supervisory board of the Austrian Film Institute since 2017.

HOPE / HOPE / HOPEU

2026 / 160’ / Renkli Color / Güney Kore South Korea

Yönetmen / Director: Na Hong-jin

Senaryo / Screenplay: Na Hong-jin

Müzik / Music: Michael Abels

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Hong Kyung-pyo

Kurgu / Editing: Kim Sun-min

Oyuncular / Cast: Hwang Jung-min, Zo In-sung, Hoyeon, Michael Fassbender, Alicia Vikander, Taylor Russell, Cameron Britton

Yapım / Production: Forged Films, Westworld, Plus M Entertainment

Dağıtım / Distribution: MUBI Türkiye

2026 New York Asian FF Daniel A. Craft Award for Excellence in Action Cinema Aksiyon Sinemasında Mükemmellik için Daniel A. Craft Ödülü

Özet / Summary

Kore sinemasının en pahalı yapımı olan film, gerilim, korku, bilimkurgu, felaket ve aksiyon türlerini harmanlayarak sıra dışı bir sentez sunuyor.

Film, 1980’lerde Güney Kore’nin askerden arındırılmış bölge yakınlarındaki hayali liman kasabası Hope’ta geçer. Her şey parçalanmış bir inek leşi bulunmasıyla başlar. Ardından insanlar kaybolmaya, iletişim kesilmeye ve kasaba görünmeyen bir tehdidin saldırısına uğramaya başlar. Polis şefi Bum-seok ile polis memuru Sung-ae kasabayı savunmaya çalışırken, avcı Sung-ki ve kasabalılar dağlarda gizemli bir yaratığın peşine düşer.

The most expensive production in the history of Korean cinema, the film offers an extraordinary blend of thriller, horror, science fiction, disaster and action.

Set in the 1980s, the film takes place in Hope, a fictional port town near South Korea’s demilitarised zone. It all begins with the discovery of a mutilated cow carcass. Soon, people start to disappear, communications are cut off, and the town comes under attack from an unseen threat. While Police Chief Bum-seok and Officer Sung-ae try to defend the town, hunter Sung-ki and the townspeople venture into the mountains in pursuit of a mysterious creature.

Yönetmen / Director

1974’te doğan Na Hong-jin, Hanyang Üniversitesi’nde endüstri sanatları okuduktan sonra, sinema tutkusunun peşinden giderek Kore Ulusal Sanat Üniversitesi’ne girdi. İlk kısa filmini 2003’te çekti. 2008’deki ilk uzun metrajı Ölümcül Takip prömiyerini Cannes’da yaptı ve onu Kore gerilim sinemasının önemli yeni yönetmenlerinden biri olarak öne çıkardı. Ölüm Denizi (2010), Cannes’da Belli Bir Bakış bölümünde gösterilirken, 2016 tarihli Kara Büyü, Cannes’da Yarışma Dışı bölümünde yer aldı. On yıl aradan sonra, bugüne kadarki en iddialı korku aksiyon gerilim gizem denemesi olan Hope ile yönetmenliğe dönmüştür.

Born in 1974, Na Hong-jin studied industrial arts at Hanyang University before following his passion for cinema to the Korea National University of Arts. He directed his first short film in 2003. His feature debut, The Chaser (2008), premiered at Cannes and established him as an important new voice in Korean thriller cinema. The Yellow Sea (2010) was screened in the Un Certain Regard section at Cannes, while The Wailing (2016) featured in the Out of Competition section. After a ten-year hiatus, he has returned with Hope (2026), his most ambitious genre hybrid to date.

DALGALARDA / IN WAVES

2026 / 91’ / Renkli Color / Fransa France

Yönetmen / Director: Phuong Mai Nguyen

Senaryo / Screenplay: Fanny Burdino, Samuel Doux, AJ Dungo

Müzik / Music: Oklou & Rob

Animasyon / Animation: Antoine David

Kurgu / Editing: Roberto Fernandez

Oyuncular / Cast: Stephanie Hsu, Will Sharpe

Yapım / Production: Silex Films, Charades Productions, Anonymous Content, France 3 Cinema

Dağıtım / Distribution: Bir Film

2026 Cannes Critics’ Week Opening Film Eleştirmenler Haftası Açılış Filmi

Özet / Summary

AJ, Los Angeles’ta yaşayan içine kapanık bir lise öğrencisidir. Kaykayı ve çizim yapmayı sever. Okul dansında Kristen ile tanışır. Kristen ise tutkulu bir sörfçüdür.  Birbirlerinden ne kadar farklı görünseler de aralarında güçlü bir bağ oluşur. Kristen, AJ’i okyanusla tanıştırır ve sörf yapmayı öğretir. Gençlik aşkı, Kaliforniya güneşi ve dalgaların ritminde yeşerir ama kurmayı hayal ettikleri gelecek altüst olacaktır.

Sörfçü ve illüstratör AJ Dungo’nun otobiyografik çizgi romanından uyarlanan film, Fransız-Vietnamlı yönetmen Phuong Mai Nguyen’in ilk uzun metraj animasyonudur ve Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası’nı açan ilk animasyon film olmuştur.

AJ is a shy high school student living in Los Angeles. He loves skateboarding and drawing. He meets Kristen at the school dance. Kristen, meanwhile, is a passionate surfer. Although they seem very different from one another, a strong bond forms between them. Kristen introduces AJ to the ocean and teaches him how to surf. Their young love blossoms under the Californian sun and to the rhythm of the waves, but the future they dream of building is about to be turned upside down.

Adapted from the autobiographical graphic novel by surfer and illustrator AJ Dungo, the film is French-Vietnamese director Phuong Mai Nguyen’s feature debut and the first animated film to open Critics’ Week at the Cannes Film Festival.

Yönetmen / Director

Ho Chi Minh City’de doğan Vietnam kökenli Fransız yönetmen Phuong Mai Nguyen 15 yaşında Paris’e gitti. Estienne, Gobelins ve La Poudrière gibi Fransa’nın en prestijli animasyon okullarında eğitim aldı. Çizim, storyboard ve grafik tasarım alanlarında çalışarak animasyon sinemasının farklı aşamalarında deneyim kazandı. 2015 tarihli kısa filmi Chez Moi, César Ödülleri’nde ön elemeye kaldı ve Oscar kısa listesine girdi.

Born in Ho Chi Minh City, French director Phuong Mai Nguyen moved to Paris at the age of 15. She studied at some of France’s most prestigious animation schools, including Estienne, Gobelins and La Poudrière. She gained experience in various aspects of animated filmmaking, including drawing, storyboarding and graphic design. Her 2015 short film Chez Moi was shortlisted for the César Awards and for the Academy Awards.

DEMİR ÇOCUK / IRON BOY / LE CORSET

2026 / 90’ / Renkli Color /  France Fransa Belçika Belgium

Yönetmen / Director: Louis Clichy

Senaryo / Screenplay: Louis Clichy, Franck Salomé, Emmanuel Villin

Animasyon / Animation: Chloë Aubert

Kurgu / Editing: Vincent Tricon

Oyuncular / Cast: Gary Clichy, Rod Paradot, Brune Moulin, Dimitri Colas, Aurélie Vassort, Alexandre Astier

Yapım / Production: Eddy Cinéma, Beside Productions, Regular Production

Dağıtım / Distribution: Bir Film

2026 Annecy Best Feature, Audience Award, Gan Foundation Award,  En İyi Uzun Metraj, İzleyici Ödülü, Gan Foundation Dağıtım Desteği

2026 Cannes Un Certain Regard Special Jury Prize Belli Bir Bakış Jüri Özel Ödülü

Özet / Summary

Fransa kırsalında, geçim sıkıntısı çeken bir çiftlikte yaşayan 11 yaşındaki Christophe, babası gibi çiftçi olmayı hayal etmektedir. Ancak beklenmedik şekilde beden dengesini kaybetmeye başlar. Doktorların teşhisi skolyoz, çözümüyse acımasızdır: Dik durabilmek için iki yıl demir korse giymek zorundadır.

Christophe, an 11-year-old boy living on a struggling farm in the French countryside, dreams of becoming a farmer like his father. However, he unexpectedly begins to lose his balance. Doctors diagnose him with scoliosis, and the treatment is a harsh one: he is forced to wear an iron corset for two years to keep his spine straight.

Yönetmen / Director

1977’de Chartres’ta doğan Louis Clichy, Sorbonne’da tarih okuduktan sonra, Gobelins okulunda animasyon eğitimi aldı. Mezun olduktan sonra çektiği kısa film, Pixar’ın dikkatini çekti. Fransa’ya dönmeden önce Vol-İ (2008) ve Yukarı Bak (2009) filmlerinde üç yıl animatör olarak çalıştı. Alexandre Astier ile birlikte yönetmenliğini yaptığı Asteriks: Roma Sitesi (2014) ve Asteriks: Sihirli İksirin Sırrı (2018) filmlerinde, teknik açıdan sofistike, bilgisayar üretimi üç boyutlu stilini çizgi roman enerjisiyle birleştirdi. Yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metraj filmi Demir Çocuk’ta, Fransa kırsalında geçirdiği çocukluk yıllarından ve kendi deneyimlerinden esinlendi. Çok daha samimi ve kişisel bir animasyon tarzına yöneldi. Önceki bilgisayar üretimi üç boyutlu animasyondan farklı olarak, suluboya dokularla zenginleştirilmiş el çizimi iki boyutlu animasyonu tercih etti.

Born in Chartres in 1977, Louis Clichy studied history at the Sorbonne before training in animation at the Gobelins school. The short film he directed after graduating caught Pixar’s attention. Before returning to France, he spent three years working as an animator on WALL-E (2008) and Up (2009). In Asterix: The Mansions of the Gods (2014) and Asterix: The Secret of the Magic Potion (2018), which he co-directed with Alexandre Astier, he combined a technically sophisticated computer-generated 3D style with the energy of the comic book. For his feature debut, The Iron Child, he drew inspiration from his childhood in the French countryside and his own experiences. He adopted a much more intimate and personal animation style. Moving away from the computer-generated 3D animation of his earlier work, he opted for hand-drawn 2D animation enriched with watercolour textures.

SON YEMEK / MORTE CUCINA / KRUA SAO

2025 / 121’ / Renkli Color / Tayland Thailand Singapur Singapore Tayvan Taiwan Fransa France

Yönetmen / Director: Pen-Ek Ratanaruang

Senaryo / Screenplay: Kongdej Jaturanrasamee, Pen-Ek Ratanaruang

Müzik / Music: Vichaya Vatanasapt

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Christopher Doyle

Kurgu / Editing: M.L. Pattamanadda Yukol

Oyuncular / Cast: Bella Boonsang, Kris Srepoomseth, Nopachai Chaiyanam, Tadanobu Asano

Yapım / Production: 185 Films, Little River Entertainment, Deal Productions, Gorylah Pictures

Dağıtım / Distribution: Bir Film

2026 San Sebastian Opening Film Açılış Filmi

Özet / Summary

Bangkok’ta lüks bir restoranda henüz garson olarak çalışan yetenekli aşçı Sao’nun geçmişinde derin bir yarası vardır. Henüz genç kızken tecavüze uğramış, Tayland’daki muhafazakar Müslüman köyünden dışlanmıştır. Yıllar sonra tecavüzcüsünü restoranda müşteri olarak karşısında bulur. Kollarını sıvar, ocağın başına geçer. Mutfaktaki hünerlerini,  titizlikle planlanmış, yıllar boyunca sabırla ilmek ilmek örülmüş bir intikamın aracına dönüştürür. Hazırladığı birbirinden göz alıcı, baştan çıkarıcı yemekler, travmasının ve öfkesinin ifadesi metaforlara dönüşür; sunduğu duyusal hazlarsa giderek karanlık bir anlam alacaktır.

Sao, a talented aspiring chef working as a waitress in a luxury restaurant in Bangkok, carries a deep wound from her past. As a young girl, she was raped and subsequently ostracised from her conservative Muslim village in Thailand. Years later, she finds her rapist sitting across from her as a customer in the restaurant. She rolls up her sleeves and takes her place at the stove. She transforms her culinary skills into the instrument of a meticulously planned revenge, patiently plotted over the years. The dazzling and seductive dishes she prepares become metaphors expressing her trauma and anger, while the sensory pleasures she offers will gradually take on a darker meaning.

Yönetmen / Director

1962’de Bangkok’ta doğdu, on beş yaşında New York’a gitti, Pratt Enstitüsü’nde sanat tarihi okudu; bu süre zarfında illüstratör ve tasarımcı olarak çalıştı. 1985’te Tayland’a döndükten sonra beş yıl sanat yönetmenliği yaptı; ardından uluslararası ödüllü reklam filmleri yönetti. İlk uzun metrajı Fun Bar Karaoke (1997) Berlin’de prömiyer yaptı. İkinci filmi 69 (1999) Hong Kong’da FIPRESCI Ödülü aldı. Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü’nde gösterilen Monrak Transistor (2001) ile uluslararası çıkışını yaptı. Son Yemek, Evrendeki Son Yaşam (2003) ve Hayalet Dalgalar (2006)’dan sonra görüntü yönetmeni Christopher Doyle ile yaptığı üçüncü işbirliğidir.

Apichatpong Weerasethakul ile birlikte Tayland Yeni Dalgası’na öncülük yapmış, Tayland sinemasının adını uluslararası alanda en çok duyurmuş yönetmenlerdendir. Filmleri, gerilimden komediye, polisiyeden kara mizaha ve hicve uzanan geniş bir yelpazede gezinir.

Born in Bangkok in 1962, he moved to New York at the age of fifteen and studied art history at the Pratt Institute, working as an illustrator and designer during this time. After returning to Thailand in 1985, he worked as an art director for five years before going on to direct internationally award-winning commercials. His first feature film, Fun Bar Karaoke (1997), premiered in Berlin. His second film, 6ixtynin9 (1999), won the FIPRESCI Prize in Hong Kong. He made his international breakthrough with Monrak Transistor (2001), which was screened in Cannes Directors’ Fortnight. Morte Cucina (2025) is his third collaboration with cinematographer Christopher Doyle, following Last Life in the Universe (2003) and Invisible Waves (2006).

Alongside Apichatpong Weerasethakul, he is one of the leading figures of the Thai New Wave, helping to bring Thai cinema greater international recognition. His films move freely between genres, from thriller and comedy to crime, black humour and satire.

EN SEVDİĞİM / THE BELOVED / EL SER QUERIDO

2026 / 135’ / Renkli Color / İspanya Spain

Yönetmen / Director: Rodrigo Sorogoyen

Senaryo / Screenplay: Isabel Peña, Rodrigo Sorogoyen

Müzik / Music: Olivier Arson

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Alejandro de Pablo

Kurgu / Editing: Alberto del Campo

Oyuncular / Cast: Javier Bardem, Victoria Luengo, Raúl Arévalo, Marina Foïs

Yapım / Production: Caballo Films, Movistar Plus, El Ser Querido AIE, Le Pacte

Dağıtım / Distribution: Bir Film

Özet / Summary

Ünlü yönetmen Esteban Martínez, on üç yıl Amerika’da kaldıktan sonra İspanya’ya döner. Bu süre boyunca görmediği kızı Emilia, gelecek vaadeden bir aktris olmuştur ama garsonluk yapmaktadır. Filmin başrolünü kızına teklif eder. Öneri başta fırsat gibi görünse de, babanın alkolizmi, kızın terk edilmişlik ve ihmal edilmişliği gibi geçmişin yaraları yüzeye çıkar. Baba kız geçmişe dair çelişkili anılarla yüzleşmeye çalışırken sinema ile gerçeklik arasındaki sınırlar bulanıklaşır.

Filmde Sorogoyen, film setini yakınlık, iktidar ve kontrolün çatıştığı bir mücadele alanına dönüştürürken, yaşamın açık bıraktığı kimi yaraları sanat iyileştirebilir mi sorusunu sormaktadır.

Renowned director Esteban Martínez returns to Spain after thirteen years in America. His daughter Emilia, whom he has not seen in all that time, is a promising actress who works as a waitress. He offers her the lead role in his new film. Although her father’s proposal seems like an opportunity, the wounds of the past—his alcoholism, her abandonment and neglect—resurface. As father and daughter attempt to confront their conflicting memories of the past, the boundaries between cinema and reality become blurred.

Sorogoyen transforms the film set into a battleground where intimacy, power and control collide, while asking whether art can heal the wounds that life has left open.

Yönetmen / Director

1981’de Madrid’de doğan Sorogoyen, Madrid Sinema ve Görsel-İşitsel Okulu’nda senaryo eğitimi aldı. Dedesi, Franco döneminin önemli yönetmenlerinden Antonio del Amo’ydu. 2008’de Peris Romano ile birlikte yönettiği 8 Citas ile uzun metraj sinemaya adım attı. Düşük bütçeli Stockholm (2013) ile dikkat çekti. Ardından Tanrı Bizi Bağışlasın (2016), El Reino (2018) ve As Bestas (2022) ile gerilim sinemasını politik ve toplumsal meselelerle buluşturdu. Özellikle El Reino’nun siyaset, para ve çıkar ilişkileri, Canavarlar’ın ise arazi anlaşmazlığının beslediği düşmanlık üzerinden kurduğu gerilim, Sorogoyen’in insan ilişkilerindeki güç mücadelelerine duyduğu ilgiyi ortaya koyar.

Born in Madrid in 1981, he studied screenwriting at the Madrid School of Cinema and Audiovisual Arts. His grandfather was Antonio del Amo, one of the leading directors of the Franco era. Sorogoyen made his feature debut in 2008 with 8 Citas, co-directed with Peris Romano. He attracted attention with the low-budget Stockholm (2013). He went on to blend the thriller genre with political and social issues in May God Forgive Us (2016), El Reino (2018) and As Bestas (2022). In particular, the tension in El Reino, built around politics, money and conflicts of interest, and in As Bestas, fuelled by hostility stemming from a land dispute, reveals Sorogoyen’s enduring interest in power struggles that shape human relationships.

YENİ GELENLER / THE NEWCOMERS / LOS NUEVOS

2026 / 79’ / Renkli Color / Meksika Mexico İspanya Spain

Yönetmen / Director: Rodrigo Plá

Senaryo / Screenplay: Laura Santullo

Müzik / Music: Camilla Uboldi

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Ángel Jara Taboada

Kurgu / Editing: Santiago Zermeño

Oyuncular / Cast: Marco Sánchez, Rosario López, Vicente Liévano, Naty Cuevas, Fernando Burgos

Yapım / Production: Buenaventura Cine Production, Mr. Miyagi Films

Dağıtım / Distribution: Patra Spanou Film

2026 Locarno Pardo Verde Special Mention Yeşil Leopar Mansiyon

Özet / Summary

Kuraklık ve ekonomik baskı nedeniyle yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalan Tiana ve ailesi, yeni bir başlangıç yapmak için güvenli yer bulma umuduyla Meksika’nın ücra bir köyüne varır. Ama kaçtıkları çevre felaketi burada da peşlerini bırakmaz: Köyün nehri zehirlenir ve çocuklar kısa sürede bu kirliliğin çevredeki arazileri sömüren maden ocaklarıyla bağlantılı olduğunu keşfeder. Laura Santullo’nun Llegaron con el viento adlı romanından uyarlanan film, zorunlu göç, çevre tahribatı ve açgözlü madencilik sektörü gibi zorlu toplumsal ve siyasi konuları, bir macera ve dostluk öyküsü aracılığıyla ağırlığını kaybetmeden izleyiciye aktarıyor.

Forced to leave their home because of drought and economic hardship, Tiana and her family arrive in a remote Mexican village, hoping to find a safe place for a fresh start. But the environmental disaster they fled continues to pursue them: the village river becomes poisoned, and the children soon discover that the contamination is linked to the mines exploiting the surrounding land. Adapted from Laura Santullo’s novel Llegaron con el viento, the film tackles urgent social and political issues—forced migration, environmental devastation, and the greed of the mining industry—without losing its emotional weight, delivering them through a story of adventure and friendship.

Yönetmen / Director

1968’de Montevideo’da doğan Plá, 1977’de ailesiyle birlikte Meksika’ya göç etti. Mexico City’deki CCC’de senaryo ve yönetmenlik eğitimi aldı. 1999’da Meksika vatandaşlığına geçti. İlk uzun metraj kurmacası Yasak Bölge (2007) ile Venedik Film Festivali’nde En İyi İlk Film dalında Geleceğin Aslanı ödülünü, Toronto’daysa FIPRESCI ödülünü kazanarak uluslararası alanda tanındı. Filmlerinin senaryolarını eşi yazar Laura Santullo ile kaleme alır. Sineması, görünüşte sorunsuz işleyen sistemlerin içinde gizli kalan şiddeti açığa çıkarır. Kendine has bir toplumsal gerilim sineması geliştirmiştir; sıradan insanları, yoksulluk, bürokrasi ve kendilerini yüzüstü bırakan kurumlarla karşı karşıya getirir.

Born in Montevideo in 1968, Plá emigrated to Mexico with his family in 1977. He studied screenwriting and directing at the CCC in Mexico City and became a Mexican citizen in 1999. He gained international recognition with his debut feature, The Zone (2007), which won the Luigi de Laurentiis for Best Debut Film at the Venice Film Festival and the FIPRESCI Prize at the Toronto International Film Festival. He co-writes the screenplays for his films with his wife, writer Laura Santullo. His cinema exposes the violence hidden within systems that appear to function normally. He has developed a distinctive form of social thriller, placing ordinary people in conflict with poverty, bureaucracy and institutions that have abandoned them.